Dünkü Sözcü Gazetesi

Yazmak isteyipte yazamadıklarım var beyaz sayfalarda, yazıp da sildiklerim. Şimdiki dizeler özgürlüğe hasret yazısı. Belki de anlatmak adına, yazmak isteyipte yazamadıklarımın içimde biriken öfkenin isyanı. Dün  Sözcü gazetesini elime aldığımda, duraksadım. ‘’19 Mayıs özel baskısı.’’ Eskiden olsa her zaman olduğu gibi önce köşe yazarları ile başlardım. Bu defa birinci sayfadan başladım okumaya. İlk sayfadan son sayfasına kadar. Gerçi harfleri biraz küçük basmışlar sanırım, bayağı zorluk çektim okurken. Okuduklarım, bire bir benim yazmak istediklerim ile örtüşüyordu, fazlası bile vardı.20170521_082716[1]

Aslında; Dünkü Sözcü gazetesinde şöyle yazıyordu. Demokrasi, dünyadaki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir.  Yine aynı gazeteye göre bu gün yani 19 Mayıs kutlamalarının yapıldığı gün, tam tersi bir durum ile karşı karşıyayız. Ülkemizde demokrasinin yerine oturtulmaya çalışılan, yeni bir idare şekli olan ‘’Otokrasi;’’ ki monarşinin bir çeşididir! Yönetici, bütün siyasi yetkileri tek başına elinde de bulundurur. Fakat monarşinin aksine yönetim miras yoluyla kalmamış kişinin yönetmesi anlamını taşır. 16 Nisan Referandumu YSK üyeleri Hakimlerden oluşur mevcut yasaya rağmen vermiş oldukları kanun tanımayan kararları bu referandumu şaibeli bir duruma getirmiştir. Tabi ki Atı alan üsküdarı geçmiştir geçmesine de yorumlar var ya hani geçti Bor’un pazarı (sür eşeğini Niğde’ye)gibi Eşşeği Niğdeye de sürmesini biliriz tabi. Ne demiş atalarımız attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek,   eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez, eşek at olmaz, ciğer et olmaz gibi mesela. Tabi ki anlayana.

Mesleğim avukatlık değil yasalar nasıl çalışır nasıl yorumlanır bilmem. Sadece şahit olduğum 2010 referandumu ile yargıda yapılan değişiklikler sayesinde ne kadar Feto militanı varsa  HSYKuruluna TC Savcılıklarına, Hakimlik, Valilik, MİT gibi Ülkemin en önemli yerlerine iyi niyetli olarak atanmışlardır. TSK den bahis dahi etmiyorum. Siyasiler bu Terör örgütüne ne isterlerse vermişlerdir. Ne demiş atalarımız Güvenme dostuna, saman doldurur postuna, susuyorum ya şimdi, sakın zafer kazandım sanma… edeptendir bu suskunluğumuz… Sayfalarım beyaz sakın yazmıyorum sanma, şimdi sessiz bekliyorum üzülüp kahroldugumu Sanma. Sana verdigim degeri hak etmedigini gördügümdendir; Tek kelime etmeden, bir cümle kurmadan, arkamı döneceğim. Bir sonraki sandığa kadar hiç bir şey sorma. Sen kaybedeceksin ki mazlumlar kazanacak… Her fani gibi sende öğreneceksin kaybetmenin ne olduğunu.

(Devrimler) İnkilaplar  insanlığın mutluluğa erip, insanca bir arada yaşayabilmesi için yapılır. Aksi İnkilaplar devrim olmaktan çıkar. Sesli de olsa sessiz de olsa İnsan için olmalıdır Devrimler. İnsan’ı en ön sıraya koymayan hiç bir Mahkeme yalancı dünyanın yalancı adaleti olarak kalır. Adalet eninde sonunda Mahkeme-i Kübrada yerini bulur.

Hak kitapta Fetih çok açıkça bir çok şekilde anlatılır. Yüce dinimizde amaç gönüllerin Feth edilmesidir. Bunun aksi insanları öldürerek, malına mülküne el koyarak, zulm ederek, gerçekleştirilen Fetihler muhakkak karşılığını bulur ve kazandıklarını sandıkları anda kaybederler. Tarih bu tür fetih örnekleri ile doludur. Fatih Sultan Mehmet İstanbulu almadan önce Kostantiniyedeki Ortodoksların gönüllerini Feth etmiştir. Daha sonra aynı oguz boyundan Ortodoks dinine inanmış  Karamanoğulları Kaanı ile saldırmazlık sözleşmesi imzalamıştır. Ortodoks Bugarlar, Gök oğuzlar, Avarlar Katolik patriğinden gelecek tüm yardımları engellemişerdir. Ermenilere Fetihten sonra İstanbulda Patrikane kurma sözü verilmiştir. Önce gönüllerin feth edildiği Kostantiniye böyle alınmış ve verilen bütün sözler yerine getirilmiştir. Halkının yardımını alamayan Kostantinin askerleri kaybetmiştir.

Adalet Kalkınma Partisinin 2002 yılında yayınladığı beyannameye bakınca bu günü anlamakta zorlanıyorum. Siyasette kaliteye önem veren, siyaseti ahlaki bir çizgiye yerleştirme konusunda sözler veren Partinin, ülkemizin Avrupa Birliğine tam üyeliğni, modernleşme sürecimizin doğal sonucu olarak görmektedir. AB kriterlerinin ekonomik ve siyasi hükümlerinin hayata geçirilmesi, devlet ve toplum olarak birlikte çağdaşlaşmamız yönünde atılacak önemli bir adımdır. Bu kriterlerin, AB üyeliğinden bağımsız olarak düşünüldüğünde bile hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. Ancak çağın içinde ve farkında olarak insanlığa mesajlarımızı ulaştırabilir ve çağın imkanlarını  kullanarak uluslararası arenada varlığımızı  sürdürebiliriz.  Düşnce ve ifade özgürlüğünün tam olarak sağlanması, teşebbüs özgürlüğünü sınırlayan engellerin kaldırılması, yönetimin şeffaf hale getirilmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yönünde atılacak cesur adımlar,  toplumun kendi gücüyle çağdaşlaşmasının  önünü açacaktır. Mesela; Ak Parti temel yasal düzenlemelerin ve anayasal değişikliklerin yapılanmasında meclisteki saysal üstünlüğü yeterli olsa bile, mümkün olabilecek en geniş toplumsal mutabakatı arayacaktır diyorlardı.

Bu gün yeni bir başlangıç daha yapacaklar. Umarım kuruluş ayyarlarına geri dönerler. Tarihte zulm edenlerin başına gelebilecekleri göz ardı etmeden. Firavunlaşmadan, Bu dünyanın yalan olup Sultan Süleymana bile kalmadığını göz ardı etmeden.FB_IMG_1460447003593

Devleti Aliye Osman’ın son dönemlerinde Rumeli, İstanbul ve Anadolu topraklarında işgal güçleri tarafından ezanların susturulduğunu unutmadan, Milli mucadelemizi, kazandığımız istiklal harbini, bu uğurda can vermiş şehitlerimizi, Gazilerimizi, unutmadan. Bağımsızlık savaşımızın mimarı, devletimizin kurucusu, muasır medeniyetler sevyesine ulaşabilmemiz adına başlattığı devrimlerimizi, Cenabı hakkın ulusumuza bahşettiği büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ü unutmadan, izinden gitmeyi nasib etsin. Hak Kitab’ı kendine rehber etmiş bizlere olduğu gibi sizlere de nasip etsin yüce rabbim.

Bu günkü yazımı Yunus emrenin bir kaç dizeleri ile sonlandıracağım.

Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak…

Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın. Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır…

Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada baki kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan…

ZuIüm iIe abad oIanın akıbeti berbad oIur. Bir kez gönüI yıktın ise bu kıIdığın namaz değiI, yetmiş iki miIIet dahi eIin, yüzün, yumaz değiI. Olsun be aldırma Yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Her şeyin bir vakti vardır.

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendin bilmezsin

Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne

Kişi Hak’kı bilmektir

Çün okudun bilmezsin

Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme

Çok taat kıldım deme

Eğer Hak bilmez isen

Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı

Bellidir bir elifte

Sen elifi bilmezsin

Bu nice okumaktır

Mehmet Tevfik Özkartal

21 Mayıs 2017 Şarköy

Comments are closed.